Ara 9, 2011
admin

Cuma Mesajı 10

"Gel şimdi, biraz da Yusuf'a kardeş ol. Yusuf'un kardeşlerinin yanında gör kendini. Sana Yusuf rolü de düşecek, Yusuf'un kardeşleri rolü de. Kardeşlerince kuyuya atılan olduğun kadar, kardeşini kuyuya atanlardan da olacaksın. Kardeşine ettiğin her işi, kendine ettiğindir aslında. Bak ne diyorsun 'İlle de bir şey yapacaksanız, Yusuf'u bir kuyunun derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır". Yusuf'u kuyuya atmak, bir itibarsızlaştırma projesidir. Gözden düşürme teşebbüsüdür. Canına kastedemediğinin onuruna kastetmektir. Sen de kardeşini başkalarının gözünde itibarsızlaştırarak derin kuyulara atıyorsun. Gıyabında  kötü sıfatlarla andığın kardeşin, kıymetini anlatamayacağıkuyularda kalır. Kıymetini takdir etmeyecek kervanların eline düşer. Ucuza satılır. Değer kaybeder. Şimdi ve daima….

*** Yusuf'un kuyusunu Ku'an "gayabet'ül cubb" diye ifade eder. Cubb, kuyu; "gayabe" ise derinlikler demeye gelir. Gıyabında kuyuya atılanların hepsi kuyuların derinliklerine atılır. Gıybet, seni içinden zor çıkacağın, belki de hiç çıkamayacağın "gayabe"lere, derinliklere gömer.***

Uzak mısın o çirkin suçun işlendiği yerden? Ellerin kuyuya itmeye yanaşmaz mı sanıyorsun bir Yusuf güzelliğini? Hasedin kavurucu ateşi kalbinin odacıklarına hiç değmedi mi? Emin misin? Bir gün gelir herkes, önce öznesini yakıp kavuran, önce failini parçalayıp dağıtan hasedin başında bulur kendini.

En eski "cinayet sebebidir" haset. Ama hiç eskimez. Her nefiste yuva kurar. Kendine yeni failler arar. İçini bir yokla; nasıl da kolayca sobeler seni haset! Kalbinin üzerinde yanıp tutuşan bir ateş… Kendini kendi ellerinle hapsettiğin alevden parmaklıklar…"Başkasına verilene razı olmamak… Hiçbir köşede memnuniyet bulamamak… Başkasını yakmak üzere tutuştururken, önce ve sadece seni kavuran ateş… Elinde patlayan bomba… Kalbine defalarca soktuğun paslı hançer… Zalim ederken seni, sana da zulmeden zulum… Herkesin, nöbetine tutulduğu kara humma… Seni çağırıyor ateş! Kalbinden hiç uzak olmadı, uzak olmayacak ayartıcı fısıltısı. Kaç!

Ucuzcu bezirganların insafında bıraktığın olmadı mı hiç kardeşini? Senin dilin de "öldürmeyelim ama…" diye vahşetine kılıflar aramaya çıkmadı mı sanıyorsun?

Doğru , öldürmedin kardeşini…Diriliğine hiç dokunmadın, dokundurtmazsın da. Açık bir cinayetin bedelini ödemeye hazır değilsin elbette.

Canına dokunmadığın, dokundurtmadığın kardeşinin onuruna dokunduğunun farkında değil misin? Bedenine kastetmediğin kardeşinin haysiyetine kastettiğini görmüyor musun? Hem de düşmanının değil kardeşinin haysiyetine… Bir cesedin etlerini dişlerinle koparırcasına… Hiç savunmasız olduğu anda… Savunmasız bir bebeği boğazlarcasına… Elini kaldırmaz olduğu demde… Dilini kıpırdatamaz olduğu halde… Ölü olduğunu fırsat bilerek hem de…

Bir gıybet bin Yusuf'u bin kere kuyuya iter. Farkında olsan Yusuf'a ettiğinin "Ya esefa…" diye hayıflanırsın Yusuf'un ardından. Asıl Yusuf'a ettiğin işle kendine ettiğin kötülüğün farkına varsan, kendin için "Ya esefa"lar dersin. Gam ve kedere boğulur, "ah"larla yanıp tutuşursun. Kuyuya itilmiş Yusuf gibi, gözden düşürürcesine gıybetini ediyorsun kardeşinin. Kana bulanmış bir gömleği vahşetine kılıf edercesine, "Söylediğim doğru ama… " diye kurtlara karptırıyorsun kardeşini. "Yüzü olsa söylerdim"diye diye sen, evet sen, kurt olup kapıyorsun kardeşini. Sorsa baban Adem(as) sorsa sana ana yürekli şefkat Peyfamberi Muhammed Mustafa(asm): "N'ettin kardeşini" "Biz tam oyuna dalmıştık ki…" diye mi başlayacaksın,tıpkı  onlar gibi. Gözlerin yerde, inanılmaz olduğunu bile bile… "Gerçi bize inanmazsın ama… " diyerek yüzsüzce… Sahi dalmadın mı sanıyorsun dünyanın oyununa? Emzirmedin mi vicdanını sonu gelmez çoğaltma tutkularınlarının altında?

Sen ey diliyle kardeşini yaralayan yeni zamanlar hasetçisi… Sen ey sözüyle kardeşinin yakasına bir daha hiç çıkaramayacağı en yapışkan, en zalim etiketi takan şimdiki zaman kalleşi…Bilmez misin ki, kıymetini kardeşlerinin bilmediği bir kardeş, güzeller güzeli Yusuf  da olsa, ucuza satılıktır. Bilmez misin ki, onuru ayaklar altına alınmış bir kardeş, rüyaların sultanı da olsa köle pazarına layıktır. Görmez misin ki önyargılarla infaz edilmiş bir kardeş, alemin gözdesi de olsa gözlerin hapsindedir artık. İşitmezmisin ki  dili yok, eli yok, savunmasız  ve itiraszıs haldeyken seve seve eti dişlenen bir kardeş yaşıyor da olsa "ölü" dür. Bakacak yüzü, bakılacak yeri yoktur artırk. Farkında değil misin kalbinden kovduğunu kardeşini? Yüzü sana tutmayacak artık. Yüzünden oldu kardeşin senin yüzünden…

(Senai Demirci, Üç Yusuf, Üç Rüya, Üç Gömlek Kitabından)

Hz. Yusuf(as) 'ın kıssasına hiç bu yönden bakmamış biri olarak kitabın daha başında beni etkileyen hepimizin içine düştüğü haset ve gıybet illetini anlatan bu parçaları sizinle de paylaşmak istedim. Rabbim bu güzel bakışı bize de nasib eylesin.

Cumamız ve ömrümüz bereketli olsun efendim… Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaşmak isterseniz;

Benzer Yazılar

Leave a comment